Hastalıklar ve Belirtileri

 

Akvaryumlar için en önemli konulardan biri akvaryumlardaki hastalıklardır. Bazı nedenlerden dolayı ortaya çıkan bazı hastalıklar akvaryum hobinizin bir işkence dönüştüğünü ve hatta bazılarımızın bu hastalıklardan ve balık ölümlerinden dolayı akvaryum hobisinden vazgeçmeyi bile düşündüğümüz olmuştur. Birçok akvaryum hobicisinin kendine özgü hastalıklardan kurtulma yöntemleri vardır. Ve aslında her hastalığın önüne geçmenin bir yolu vardır. Öncelikle konuyu şöyle ele alalım akvaryumda hastalık oluşturabilecek bir etkenin akvaryumda olmasına izin vermeyin. Bu durumda ancak düzenli bir bakım, balıkların ihtiyacına uygun ortam, uygun yemleme ve su şartları olduğunda mükemmel ve sorunsuz bir akvaryuma kavuşursunuz. Birde unutmadan ilgi ve alakayı eksik etmeyin balıklarınızdan........



Akvaryumunuzdaki hastalıkların sebeplerini araştırmak için kendinize bir kaç soru sorarsanız hastalıklar ile ilgili ön bir bilgi sahibi olursunuz.
1) Akvaryuma son zamanlarda yeni balık yada bitki koydum mu?
2) Suyun durumu nasıl? berrak mı, bulanık mı?
3) Balıkların beslenmelerinde bir sorun var mı? son zamanlarda farklı bir yem verdim mi? Yemin hepsi yeniyor mu yoksa dibe çöken yem var mıydı?
4) Bitkilerin durumu nedir? Akvaryumda salyangoz gibi kabuklular var mı?
5) Akvaryum aksesuarlarımız düzgün çalışıyor mu? Şartları sabit tutabiliyor muyum?
6) Hasta balık akvaryumda diğer balıklar tarafından rahatsız ediliyor muydu?
7) Su değişimleri düzenli olarak aksatılmadan yapıldı mı?
8) Akvaryum doğrudan güneş ışığı alıyor mu?
9) En önemli sorulardan biri de hastalık yada ölümün aynı tür balıkta mı yoksa bütün türlerde mi olduğudur.

Akvaryumunuzda dengeyi yani doğal ortamı eksiksiz sağlarsanız ve filitre yeterli ise, ani ısı değişiklikleri yaşamıyorsanız ve balıklarınız aynı türlerde olursa ölüm olmayacaktır.

Bir akvaryumda hastalık oluşturabilecek etkenler nelerdir?
a) Akvaryumda kapasitesinden çok balık beslenmesi.
b) Akvaryum şartlarını beslediğimiz balıkların yaşam şartlarını düşünmeden planlamamız ya da şartların sabit tutulamaması.
c) Yaşam şartları (ısı, ışık, pH, sertlik vb... gibi) çok farklı olan balıkları bir arada besleme çabaları.
d) Temizliğinden emin olunmayan canlı ya da kuru yemler.
e) Yanlış tedavi.
f) Akvaryuma el ile müdahale.
g) Düzensiz ve yetersiz havalandırma.
h) Yanlış besleme.
i) En önemlisi de ilgisizlik.

BEYAZ BENEK
Hastalığa neden olan etken, bir tür parazittir. Bu parazit, akvaryumunuzda her zaman vardır. Ama sağlıklı balıklara kesinlikle saldırmazlar. Akvaryum koşulunun bozulduğunda balık strese girer. Akvaryumdaki aşırı kalabalıklık,  hacminin yetersizliği, suyun bozulması, uyumsuz türlerin bir arada bulunması, akvaryumun dengesini bozacaktır. Ve bu koşullarda balıklar da strese girecektir. Strese giren balığın derisindeki salgı (mukoza) zayıflar ve balık, bu parazitlerin saldırılarına karşı korunmasız hale gelir. Bu hastalığa neden olan en önemli etkenlerden biri de ani ısı değişimleridir. Balığın derisindeki salgılara zarar verir. Bu durumda da balık, bu parazitin saldırılarına maruz kalacaktır. Ani ısı değişimleri, balıklarda başka rahatsızlıklara da neden olabilir. Hastalığın başlama aşamasına göre çeşitli nesnelere sürtündükleri görülür. Derilerindeki kaşıntıdan rahatsız oldukları için kaşınırlar. Ama kesinlikle her kaşınma bu hastalığın başladığı anlamına gelmez. Sudaki nitratın yükselmesi de balıkların kaşınmasını sağlayabilir. Sonra balıklar saklanmaya başlarlar. Akvaryumdaki bitki yada kayaların arasına saklanırlar sürekli, bu aşamanın sonlarına doğru yüzgeç ve kuyruklarını kısarlar, bu durumu da iştahsızlık takip ederler. En sonunda ise ince, kristal görünümünde beyaz renkli benekler görülür. İlk önce birkaç tane olan benekler hızla balığı kaplar. Kısa sürede bütün vücuda (yüzgeçler ve kuyruk da dahil) yayılır. Beyaz benek hastalığına sebep olan bu parazitin balığın üzerinde iken yok etmeniz imkansızdır. Balığın üstündeki benekler bir tür zırhla kaplıdır bu parazitten kurtulmak için suya ne ilacı kullanırsanız kullanın kesinlikle geçmesini önleyemezsiniz. Tek çözüm ise paraziti öldürmek değil balıktan uzaklaşmasını sağlamaktır. Isıyı yükselttiğinizde balığın üzerindeki parazitler üreme amacıyla balığın üzerinden ayrılırlar ve akvaryumun taban kısmında kistler oluştururlar.
Tedavi sırasında ısı yükseltme işlemi dikkatli yapılmalıdır. Ani bir şekilde yükseltmemek gerekir. Günde 2 derece kadar ısı yükseltilmelidir. Birkaç gün sonra 29 ile 30 C ısıya getirilir. Bu aşamada, birkaç gün içinde balıklarda benek kalmayacaktır. Bu aşamada bir hortumla dipten su çekmek ve çekilen suyun yerine yenisini eklerken, eklenen suyun akvaryumdaki suyla aynı ısıda olmasına dikkat etmek gerekir. Yalnız unutulmaması gereken önemli unsurlarda vardır. mesela hastalıktan kurtulmak için ısıyı yükselttiğinizde sudaki çözülmüş oksijen oranı düşer. Bu durumda kesinlikle hava motorunun çalıştığını kontrol edin. Bir çok hastalıkta tuz balıklarınız için uygun olsa da beyaz benek hastalığında balıklarınızın derisindeki mukoza zarar görmüş durumdadır tuzda bu zararı arttırır ve son olarak kesinlikle akvaryumunuzun filtresini hiç bir zaman kapatmayın



MANTAR HASTALIĞI
Mantar da aynı beyaz benek hastalığı gibidir. Mantar hastalığı çeşitli sebeplerden kaynaklanabilir. Akvaryum içindeki pislikler, ölü balık ve bitki yapraklarından, yem atıklarından balık pisliklerinden kaynaklanır fazla yem atınca akvaryuma dibe çöken yem kaldıkça bozulur ve asit bırakır suya veya uzun süre temizlenmeyen filtrede mantar hastalığına neden olur yada hasta bir balığın akvaryuma bırakılmasıyla da mantar hastalığı ortaya çıkar. Kötü su kalitesi, uyumsuz balık türlerin bir arada tutulması gibi nedenler sebep olabilir.
Eğer balığınızın vücudunda beyaz noktalar , mevcutsa, balık bir yerlere saklanma ihtiyacı duyuyorsa, yeme karşı eskisi gibi ilgisi yoksa ve yüzgeçlerinde, kuyruğunda erimeler ve uçlarında siyahlıklar varsa; balıklarınızda mantar hastalığı var demektir. Bu hastalığın tedavisi, beyaz beneğe göre biraz daha zordur. Eğer balığınızda, yukarıda okuduğunuz belirtiler varsa su değişimi yapın ancak ilerlemiş durumlarda su değişiminin bir önemi olmayacaktır. İşte o zaman ilacın zamanı gelmiş demektir. Hastalığın yayılmaması için en iyi tedbir, sorunlu balığı karantina akvaryumuna almanızı öneririm bu karantina akvaryumunda hasta balığa kısa süreli tuzlu su banyo yaptırın her litre suya 1 çay kaşığı metilen mavisi koyun ve karıştırın balık tuzlar da iyice eridikten sonra ilacı yaptığınız kabın içine alınır 1 dakikaya yakın bekletin eğer balıkta bir farklılık yada gariplik hissederseniz banyoyu durdurun.Bu işlem, balık iyileşene kadar her gün tekrarlayabilirsiniz. Beyaz benek hastalığına sebep olan protozoa  balıksız bir ortamda en fazla 3 gün yaşayabiliyor.

OODİNİUM
Oodinium hastalığına sebep olan parazit bir protozoan mı yoksa algae mi tam olarak bilinmiyor. Birçok kaynakta ikisi de ele alınıyor. Bu canlının yapısında uzantılar olduğu için protozoandırlar, ancak yeşil klorofil pigmentlerine sahip olduğu için de daha çok algae olarak sınıflandırılırlar. Balığın en yumuşak dokusuna (çoğu zaman da solungaçların iç kısımları) uzantılarını yerleştirir ve içinde bulunan renk pigmentleri ile ışığı kullanarak dokuyu yiyeceğe çevirir. Bu durumda oodinium hastalığında ışıklandırmaya dikkat etmek gereklidir. İlk 6 ile 8 saat içinde balık hızlı hızlı nefes alıp vermeye başlar çünkü hastalığa sebep olan parazitler solungaçlara saldırırlar. Bu canlı, aracı bir canlı olmadan yaşamını sürdüremiyor. Ama bazı durumlarda aracı canlı olmadan kendi başına 1 ay kadar yaşayabilirmiş. Bu durumda akvaryumumuza yeni bir balık eklemeden önce bu riski göze almalı ve bence bir süre karantina akvaryumunda bekletmeli ve gözlemlemeliyiz.

ERYTHRODERMATİTİS
Erythrodermatitis hastalığına Aeromonas cinsindeki bakteri neden olur. Özellikle akvaryumunuzun çok sıcak olduğu zamanlarda görülür.bir başka sebepte yazın aldığınız ithal balıklardan bulaşma ihtimalidir. Erythrodermatitis ağır ilerleyen bir hastalık olduğu için ithal edilen balık ilk başta sağlıklı izlenimi verir, fakat bir kaç hafta sonunda kanlı kırmızı çıbanlar görülür ve daha sonra da deride oluşan büyük açık yaralarla ölüm gerçekleşir. İlk gün, 60g sera ectopur ve akvaryumdaki her 100 litre su için 3 tablet sera baktopur direct atınız. Ayrıca, beş gün boyunca günlük olarak her 100 litre su için 8 ml sera cyprinopur ilave ediniz. 1 hafta boyunca aynı şekilde devam edin daha sonra son olarak akvaryumunuzun %50 kadar suyu değiştirin.

BLOAT
Bloat hastalığı ise genelde malawi' nin Mbuna grubu cichlidlerinde görülür. Ağırlıklı olarak bitkisel beslenen bu balıklara hayvansal protein veya canlı yemler verdiğinizde bloat riski başlar.
Balıklar ilk zamanlar cansızlaşıp tabanda bir yerler de saklanma ihtiyacı hissederler ve iştahtan kesilirler. Renkleri iyice koyulaşır ve ileri zamanlar da alabileceği en koyu rengi alır. Genelde tedavisi çok zor bir hastalıktır. Bu hastalığı engellemenin en iyi yolu ise bu tür balıkları uygun şekilde beslemektir.

COLUMNARİS
Columnaris hastalığına neden olan bakteri, Kuzey Amerika kökenli bir bakteridir ve çoğunlukla bu bölgede yaşayan veya anavatanı Kuzey Amerika olan balıklarda daha çok görülür.
Çoğunlukla canlı doğuran türlerinde ve soğuk su balıklarında görülür.
En çok görüldüğü canlı doğuran türünün moliler ve platiler olduğu ve başka kıtalara özgü balıkları ise pek etkilemediği bilinir.
Kuyrukta sararmalar ve vücudun bazı yerlerinde pamuğumsu oluşumlar şeklinde görülür. Bu mantarla da karıştırılabilir ama mantarın da birçok türü var. Bu bulguların yanında renk solmaları ise başka bir belirti. Küçük yapılı balık türlerinde ise (lepistes gibi mesela) daha çok deri üzerindeki ülserler halinde kendini gösterir. Tedavi olarak  balığın ayrı bir akvaryuma alınıp pH düşürme ve antibiyotik takviyesi yapılmalıdır.

DROPSY
Dropsy hastalığında en önemli şey balığın pullarıdır. Balık şişmeye başladığından pulları da kabarmaya başlar. Dropsy hastalığına neden olan etkenler kötü su şartları, stres, ani pH değişiklikleridir. Bu 3 etken balıkta suyun sindirim sisteminde birikip bu bölgede zehirli gazlar oluşmasına neden olur. Bu da beraberinde sindirim sisteminde bakteriyel hastalıklara neden olabilir. Balık vücudundan çıkardığından daha hızlı su yuttuğu için karın bölgesi şişer. Antibiyotik içeren yemler ve C vitamininin etkili olduğunu okumuştum. Bu hastalıkta balığın beslenmesine azami özen göstermek ve mümkünse ayrı bir tedavi tankı kullanmak gerekiyor.

CHİLODONELLA
Tetrahymenalar gibi mukoza zarına yerleşen tek hücreli mikro organizmadır. Balığınızın üzerinde beyaza yakın renkte şeffaf lekeler oluşturur. Müdahale edilmediği taktirde balığın tüm bedenini sararak lekelerin büyüdüğünü fark edersiniz. Bu sırada balığınız kaşınarak kendine zarar da verebilir. Ve tedavi edilmediği taktirde diğer balıklarınız da aynı hastalığı görebilirsiniz. İlaçla tedavi şarttır.


TETRAHYMENA
Genellikle deri ve mukoza zarındaki yaralara yerleşen tek hücreli bir mikro organizmadır. Derideki
Her hangi bir yarada görülen bu mikro organizma yaraya yerleşerek orada beslenir ve hastalığın ilerlemesini sağlar. Hastalık ilerledikçe deride dökülmeler meydana gelir. Tek hücreli olan organizma uygun akvaryum koşullarında çoğalarak diğer balıkları tehdit altına alır. Ancak iyi bir gözlem ile fark edilen mikro organizmalar balığınızın derisinde beyazımsı uzun çizgiler meydana gelmesini sağlar ve ancak ilaçlı tedavi uygulandığında kaybolabilir.

ARGULUS
Yengeç veya keneye benzeyen bir asalaktır. Çıplak gözle kolayca fark edilebilir. Genellikle sazan türü balıklarda görülür. Tropikal akvaryumlarda ise yüksek ısıya dayanamayıp öldükleri biliniyor. Bu canlı, zehirli maddeler salgılayarak balığın ölümüne neden oluyorlar.







Balıklarda görme
Pek çok balığın gözü tek yönlü görür,her iki göz aynı maddeye bakmaz.Ama başın üzerinde bulunan gözlerin ikisiyle görme oluşabilirde;bunlar iki gözü aynı noktaya yöneltirler üç boyutlu görüş elde edebilirler,ama kenar duyuları ile çok uzaklardan olayları fark ederler balıkların renk görmek gibi bir özellileri de vardır,ama farklı parlak ışıktan tedirgin olurlar. Balıkların göz kapakları yoktur çünkü su ortamında nemden sakınmaları gerekmez.
Balıklarda işitme
Balıkların kulak yapısı diğer canlılardan daha basittir.Sadece iç kulakları vardır,orta ve dış kulak bulunmaz bunun nedeni suyun havaya göre çok yoğun olması titreşimin beş kat daha hızlı yansımış olması ve daha kolay algılanır olmasıdır. Balıklar sesleri bizim duyduğumuz titreşim frekansına göre duyarlar ama balık türleri arasında sese duyarlılık farklılık gösterir,balıkların işitmesi titreşimin duyulmasının desteklenmesine bağlıdır.Bu iş için bazen yüzme kesesi istenen katkıyı yapar,kulağa iletir bunu birbirine bağlı kemikler aracılığı ile yapar bazen de boru biçimindeki bir organ bu görevi sağlar.
Cichlidlerde kaşınma
Bu sorunun en güzel çözümü BEKLAZON diye bir ilaç bu ilaç akvaryumcularda satılıyor. Beyaz toz şeklinde bir ilaç biraz pahalıdır ama 100 gr almanız yeterlidir.
Kullanımı ise şöyle tozu bir çay kaşığının yarısı kadar alıyorsun ve 1 bardak sıcak suda karıştırarak eritiyorsun. soğuduktan sonra akvaryuma ( bu ölçek 50 cm lik bir akvaryum içindir. Daha büyük akvaryumlarda bu ölçeğin katları uygulanabilir. ) boşaltıyorsun. Yalnız bir ince nokta var bu ilaç kullanılmadan önce kesinlikle ışık görememeli ve ışık görmeyen bir kapta ve ortamda saklanmalı. Akvaryum da gece akvaryumun ışıkları söndükten sonra karanlık bir ortam temin edilerek boşaltılmalı ve sabaha kadarda akvaryum ışığı yakılmamalı kaşıntı için kesin çözümdür diyebilirim.
Cichlid Davranışları I
Enteresan balıklardan olan cichlidlerin öğrenme içgüdüleri çok iyi gelişmiştir. Bakıcısına çok kısa bir sürede alışır. Gençken eğitilen büyük boyutlardaki Orta Amerika cichlidleri; sahibinin elinden yemek yer, avucuna oturur, kendisini sevdirir. Yapılan çalışmalarda 3 tip davranış biçimi gözlenmiştir;
- Üreme davranışları,
- Münakaşa yoluyla istediğini elde etme veya saldırganlık davranışları,
- Yavrularını büyütürken gösterdiği olağanüstü davranışlar.
- Üreme davranışları birçok grupta farklılıklar gösterir.
Bir kerede anlaşıp, düz yumurta döken türlerde ilişkiler biraz daha kalıcı iken, ağızda kuluçka yapan türlerde beraberlik yumurtlamadan hemen sonra biter.Cichlidler yaşamları süresince birbirleri ile sadece üreme maksadı ile eşleşirler. Doğadaki bir cichlid çifti hala birlikte ise tekrar yumurtlamak içindir. Bir çok düz yumurta döken türler de erkeğin yumurtaların döllenme işleminden sonra, bir kaç gün dişinin yanında kalır. Fakat yanlarına karnı yumurta ile dolu hazır bir dişi balık atıldığında, eski dişiyi bırakıp yeni gelenle yuva kurmaya çalışır.
Onlar için önemli olan kendi türlerinin devamlılığını sağlamaktır. Doğada cichlidler, memelilerde veya bazı köpek balığı türlerinde olduğu gibi devamlı aynı eşle birlikte değillerdir. Akvaryumda, sürekli aynı eşle birlikte tutulduğunda, eşlerden biri diğerini öldürebilir. Bu nedenle akvaryumda bir türden birkaç tane tutmakta yarar vardır. çünkü, düz yumurta döken türlerde erkekler her dişiyle eşleşmezler (Karnı yumurta ile dolu olan dişiler hariç). Dişiler de erkekler gibi ilgisini çeken bir erkekle eş tutar. Yumurtlama (düz yumurta döken) sırasında eşler birbirlerine su dalgaları gönderip, ağızlarını birleştirip ileri geri çekerek aşk oyunları yaparlar. Diğer balıklara karşı ise aşırı saldırgan bir tavır takınırlar. Belli bir alana sahip çıkarlar ve o bölgeye kimseyi yaklaştırmazlar. Arada bir eşler arasında huzursuz davranışlar ortaya çıkar ve eşlerden biri diğerini öldürebilir. Bu genellikle bölgelerini koruma sırasında birbirleri ile anlaşamamaktan ileri gelir. Doğada erkek, yumurtalardan biraz daha ileride durarak, çevreden gelebilecek herhangi bir tehlikeye karşı dişisini ve yavrularını korur. Dişi balık ise bu esnada, yavruların başında kalıp, yuvadan dağılan yavruları toplayarak önceden açtıkları çukurlara doldurur. Akvaryumlarda iyi bir ortam yaratılmasına rağmen yumurtlama işleminden sonra da kavga ettikleri görülür ve eşlerden biri genellikle erkek diğerini öldürüp yuvayı dağıtabilir veya yavrulara tek başına bakmak isteyebilir. Balığı beslenmeden başka ışık ve akvaryumdaki diğer olaylarda balığı psikolojik olarak etkiler. Akvaryumunuzdan yavru alacaksanız çok iyi anlaşan eşler seçmelisiniz dişi yumurtlamaya hazır, erkek de bölgesini seçmiş ve cinsel olgunluğa gelmiş olmalıdır.

Cichlid davranışları II
Saldırgan davranışlar birçok biçimde görülür. Genellikle cichlidler kavgacı karaktere sahip balıklardır. Bazı türler kendilerine bir sınır çizerler. Doğada normal boyuttaki 15 cm.lik bir balık 70-80 cm.'lik bir alana sahip çıkar ve oraya kimseyi sokmaz ve bölgeye sahip çıkarlar. Esas saldırganlıklarını, seksüel davranışları sırasında ortaya çıkarırlar. Kendi türlerinin seksüel sinyallerini ve kendilerine yakın akraba türlerinin seksüel davranışlarını hissettiği zaman bu balıklara karşı oldukça sinirli ve saldırgan olurlar. Bazen bu tür saldırgan davranışlar tamamen çevresel nedenlerle ortaya çıkar. Başka bir türden gelen uyarıcı (tahrik edici) etkenler olmadığı sürece sakindirler. Bölgesi olan bir erkek, başka bir erkeğin kendi bölgesine girmemesi için, solungaçlarını şişirmesi, yüzgeçlerini göstermesi kuyruk yüzgeçlerini diğer erkeğe sallayarak su dalgacıkları yollaması ile diğer erkek ilk saldırı sinyallerini almış olur. Saldırgan olan, diğer erkek kadar iriyse büyük bir olasılıkla kavga başlar. Ufak olan ise kendinden büyük bir erkeğe saldırgan davranışlarda bulunmaz önceden akvaryuma konulmuş bir cichlid kendinden sonra gelene büyük bile olsa tepki gösterir. Yeni konulan balık ise ortama alışıncaya kadar diğer cichlidlerden tepki görür. Birkaç hafta sonra alışıp kendine bir bölge seçer veya başa çıkabildiği türleri bölgelerinden kovup kendisi yerleşir. Diğerlerinin bölgelerine hiç saldırıya uğramadan girer. Bu tip akvaryumlarda bu balık haricinde diğerlerinden yavru almak çok zordur. Akvaryumlarda uyum sağlanması için genellikle balıkların aynı boyda olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda eşit güçlerde olan balıklar kendilerine bölge seçip dişilerini yumurtlamaya hazırlanırlar.
Bir diğer önemli nokta da Amerika cichlidleri ile,ağızda kuluçka yapan (Afrika) türlerin karmasını yapmamaktadır. Çünkü bu iki türün davranışları birbirinden oldukça farklıdır. Bilhassa renklenmede görülen birtakım işaretlerini balıkların yanlış anlaması akvaryumda sürekli kavgalara yol açabilir.
Balıkların renk göstermeleri tıpkı bir lisan gibidir. İşaretlerle birlikte renk gösteren balık karşısındaki balığın tepkisine cevap verebilir.
Bir çok cichlid türlerinde bölgelerini koruma esnasında balık, vücudundaki renkleri koyulaştırarak rakip balığı korkutur. Korkan balığın vücudund
a ise normal zamanlarda belirmeyen dikey koyu bantları çıkarır. Aynı zamanda, yüzgeçlerini kısarak yan yan yüzer. Bu davranış bir bakıma balığın diğer balığa karşı teslimiyetini gösterir. Korkan balığın bu hareketine yatıştırma veya teslim olma davranışı denilebilir.
Cichlid Davranışları III
Bölge savunması yapan bir erkekte renkler derinlik kazanır. Dikey bantlar hemen koyulaşır. Yumurtlama esnasında ise renk değişimi parlak maviye dönerken dikey bantları ise daha da siyahlaşır. Tüm bu renk değişimlerinin cichlid yetiştiricileri tarafından bilinmesi gerekir. Bu renk değişimleri balığın ne durumda olduğunu iyi mi, hasta mı olduğunu gösterir. Renkler balıklar arasında bir dildir. Amerika'daki türlerde balık kendi cinsinden korktuğu zaman kavgaya sebep vermemek için koyu dikey bantlarını ortaya çıkarır. Bu renkler diğer balığın saldırmasını önleyen yatıştırma veya teskin etme davranışlarıdır.
Afrika türlerinin ( ağızda kuluçka yapanlar ) ise renk konusunda anlaşamamaları, sık sık kavgalara neden olur. Bir orta Amerika cichlidi seri halde vücudunu titretirken, ağızda kuluçka yapanlar bunu iki misline çıkarabilirler. Batı Afrika cichlidlerinin davranışları birbirine oldukça yakındır. Eğer su şartları elverişli ise, bu iki türün karması yapılabilir. Bu balıkların çukur kazma hareketleri, bitkileri sökme, taşları devirme gibi hareketler genellikle yuva kurarken veya yumurtlama zamanı görülmektedir.



Bazı profesyoneller bu hareketlerin sebebini, yavrularını korurken etraflarını daha net görebilmek için yaptıkları, aynı zamanda yavrulardan bazılarının bitki kümelerinin arasına girip kaybolmalarından kaynaklanan içgüdüsel bir davranış olarak açıklamaktadırlar. Cichlidlerin hiçbiri yumurta döken veya köpükten yuva inşa edenlerden değildir. Tipik aile yaşantısı olan ve yavrularını himaye altına alan balıklardır. Bu balıklarda üreme aktivitesi elbetteki balığın olgunluğuna bağlıdır. Üreme açısından iki devreye sahiptirler. Seksüel karar ve seksüel olgunluk. Bu devrelerden sonra balığın yumurtlaması için gerekli bir çok şeye ihtiyacı vardır. Balık için akvaryumdaki en önemli şey suyun kalitesidir.
Suyu sevmeyen bir çift genelde seksüel inatlığa girer, bu da balıkta strese yol açar. Ayrıca balığın beslenme diyeti, oksijen yetersizliği, ısı ve çevrenin kalabalıklığı da etkiler.
Bazı türlerde ise suyun özellikleri tam olarak ayarlanmış olsa bile yumurtlama meydana gelmez. Bunun değişik sebepleri vardır. Bir çok türde olduğu gibi malzeme bunlarda da görülür. Malawi cichlidlerinde malzeme oldukça fazladır.

AKVARYUM SUYU
Akvaryum suyunda bir miktar mineral bulunması gerekmektedir. Her balığın doğal ortam su değerleri farklıdır, Akvaryumlarda şehir suyu kullanmak klorlanmış olan bu suyun balıklara zarar vermesine neden olur. Bunu önlemek için suyu 1-2 gün dinlendirmek gerekir. Yeterli zamanınız yoksa suyu kaynatmakta aynı etkiyi yapacaktır.
Akvaryumun derinliği ve su miktarı balıkların sayı ve büyüklükleriyle orantılı olmalıdır. Dar su alanı olan akvaryumlarda balıklar oksijensiz kalabilirler.Bu gibi durumlarda balıklar su yüzeyine toplanırlar. Genelde 2.5 cm olan bir balığa 150 cm² su yüzeyi yeterlidir. Balığın kendisini rahat hissetmesi gelişimini de hızlandırır
Akvaryumlarda oksijen dengesini sağlamak için bir dereceye kadar bitkilerden yararlanılabilir.Yeteri kadar bitki olan bir akvaryum oksijen bakımından zengindir ancak bu konuda dikkat edilmesi gereken noktalar vardır.Bitkiler ancak yeterli ışık alırlarsa oksijen verirler,yeteri kadar ışıklandırılmamış akvaryum bitkileri karbondioksit salacakları için balıklarınız tehlikede olabilirler,sürekli yetersiz ışıkta kalan bitkiler çürüme yapacak bunun sonucunda akvaryum suyu balıklarınız için zehirli bir ortam haline gelecektir. Bu arada hava motoru da tüm ihtiyacınıza cevap verecektir.
Hava motorlarının sağladığı oksijenin suda en kısa sürede erimesi için hava taşı kullanmanızda fayda vardır.Hava taşları hava kabarcıklarını ince partiküller halinde akvaryuma bırakırlar ve oksijenin en kısa sürede erimesini sağlarlar. Akvaryumunuza yeterli oksijeni sağlamanız balıklarınızın sağlıklı yaşamasını ve daha fazla balık barındırmanızı sağlar.
GH (Suyun genel sertliği)
Genel sertlik su içinde çözünmüş magnezyum ve kalsiyum iyonlarının konsantrasyonlarına denir. Balıkların sert yada yumuşak su sevdikleri söylendiğinde bahsedilen değer GH değeridir.
0 - 4 dH, 0 - 70 ppm : çok yumuşak
4 - 8 dH, 70 - 140 ppm : yumuşak
8 - 12 dH, 140 - 210 ppm : orta sert
12 -18 dH, 210 - 320 ppm : oldukça sert
18 - 30 dH, 320 - 530 ppm : sert
pH (Suyun genel asitlik toplamı)